Başakşehir Belediyesi tarafından periyodik olarak düzenlenen ‘Sağlıklı Yaşam Okulu’ Seminerleri’ Omurga Sağlığı, Bel ve Boyun ağrıları konulu oturumla devam etti.

Başakşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen seminerlerin sonuncusu Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Omurga Sağlığı, Bel ve Boyun ağrıları konulu oturuma konuşmacı olarak Fizik Tedavi Uzmanı Doç. Dr. Engin Çakar katıldı.

 

‘En sık görülen rahatsızlıklar, omurga, bel ve boyun hastalıklarıdır’

Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde gerçekleşen seminerde Fizik Tedavi Uzmanı Doç. Dr. Engin Çakar, slaytlar eşliğinde bir sunum gerçekleştirdi.  Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Çakar, “Halk arasında en sık görülen rahatsızlık, omurga, bel ve boyun hastalıklarıdır. Hastaneye gitme sebepleri arasında ilk 3 arasındadır. Omurgamız 5 ana bölgeden oluşur. Omurgada omur dediğimiz kemikler ve diskler vardır. Sağlıklı bir omurgada dümdüz bir yapı yoktur, kavislidir. Bunlar bizim dengeli ayakta durmamızı sağlayan kavislerdir. Bunların bozulması ise duruş bozukluğu hastalığı olarak adlandırılır. Leğen kemiği ya da kuyruk sokumu ağrılarını bel ağrılarından ayrı düşünemeyiz. Omur ve boyun birbirine geçişli bir bölgedir ve bütündür.”

 

‘Vücut ağrıyarak kendiniz bize duyurur’

Omurgamız iskeletimizi oluşturur, vücudumuzdaki omuriliği içinde koruyan bir yapı olduğundan dolayı çok önemli olduğunu vurgulayan Çakar, sözlerini söyle sürdürdü, “Omurlar arasındaki disk rahatsızlıkları ciddi ağrılara sebep olur. Bel fıtığı ise çok yaygın bir hastalıktır. Diskin dışında kalın liftleri vardır, içinde ise jölemsi bir yapı vardır. Bu şekil tüm hareketlere imkan sağlar. Diskte bir rahatsızlık olduğu zaman hareketlerimiz kısıtlanır. Hareket ederken blok şeklinde dönmemiz gerekirken, anatomimizi zorlayacak hareketler yaparız. Bu nedenle anatomimizi tanımamız gerekiyor. Bir hareketle tutuldu, belim diyen hastalarımız oluyor. Bu hemen olan bir şey değil, sürekli yaptığınız yanlış bir hareketten kaynaklanıyordur. Bu tutulma ise son damladır.”

Vücut ağrıyarak kendini bize duyurur, diyen Doç. Dr. Engin Çakar, “Tüm vücut ağırlığımızın üçte ikisini ön tarafa, küçük eklemlerde geri kalan üçte birini taşır. Göğüs kafesi ağrıyıp, kardiyolojiye gidebiliyorlar. Teşhiste zorlanılabiliyor. Sırt kökenli göğse yayılan ağrılar da olabilir, dikkat etmek gerekiyor. Hiç ağrısı olamayan 100 kişide irili ufaklı fıtık çıkacaktır. Kliğe yol açmıyorsa bu fıtık diyemeyiz. Kas ve bağların zorlanması en çok ağrıya sebep olan nedenlerdendir. Bu ağrıların önüne geçmek için hayatımıza mutlaka sporu, egzersizi katmalıyız” dedi.